Yeni Yıldan Beklentilerimi Yaz(ma)mak Üzerine

Her sene 31 Aralık’ta yapmayı en çok sevdiğim şey(di)  yeni yıldan beklentilerimi liste halinde yazmak. Önceliklerimi fark etmeme, ona göre planlar yapmama yardımcı olurdu. Ama geçen sene ne olduysa oldu yapamadım. Zamansızlık en büyük bahane, onun üzerine atmaya çalışmayacağım suçu. Bir şekilde içimden gelmedi… Ve yapmadım.
Ve böylece beklentisiz başlamış oldum 2017’ye. Aslında tek bir beklentim vardı. Mutlu olmak… Detaylarını çok da düşünmedim. Mutlu, huzurlu bir sene geçirmekti tek isteğim.
Ve dün gece uykuya dalmadan önce fark ettim ki ben 2017’de otuz yıllık hayatımın en mutlu senesini yaşadım. Hiç şüphesiz…
Tamamen bir tesadüf mü bilmiyorum. Olabilir… Olmayabilir… Önemi de yok. Ben benim için neyin iyi olduğunu, beni neyin mutlu ettiğini fark ettim. İşte bu sene yeni yıldan beklentilerimi yazmayacağım. Bunları detaylandırmayacağım. Kendimi bunlarla sınırlandırmayacağım.
Bugünü 2017’ye teşekkür mektubum ile bitireceğim. Yenisi ile selamlaşmadan önce eskisi ile vedalaşmak istiyorum çünkü, hak ettiği şekilde uğurlamak onu… İlk üç ayında zor günler geçirdim ama sonra sihirli bir değnek dokundu sanki hayatıma. Ben o zor günler de dahil tam 365 gün ile vedalaşmak için ayırıyorum bugünkü niyet yazma vaktimi.
Ve şükretmek için.
Yaşadığımız her ne olursa olsun, 2017’yi arkamızda bıraktık. Hayatta olduğumuz, yaşadığımız, hissettiğimiz 365 günü. İçinde şükredecek hiç bir şey bulamıyorsak aldığımız 8 milyondan fazla nefes ile başlayabiliriz mesela.
2018 için niyetlerinizi tabi ki yazın. Herkes kendine en iyi geleni bilir. Ama ister yazmaya isterseniz de düşünmeye ayırın zamanınızın bir kısmını 2017’yi. Çok üzücü olaylar zor günler de yaşamış olabilirsiniz. Dilerim ki hepsi geride kalsın. Ama 365 günün içinde çok mutlu olduğunuz özel anların olmaması mümkün değil. İşte o ufak güzel anları bulup çıkarıp onlara şükretmeyi de unutmayın.
Ne kadar hızla tüketiyoruz çünkü hayatı…
Geçen yılı onurlandırmadan gelecek yıla yüklüyoruz tüm beklentilerimizi.
2018’den beklentim… 31 Aralık 2018’de şükür listeme ekleyecek beklenmedik güzellikler sunması bana.  Hepsi bu.
Şimdi şükür listemi yazarken bir teşekkür de size… Yazdıklarımı okuyan herkesle bir şekilde kesişiyoruz çünkü zamandan ve mekandan bağımsız. Yazmak en iyi gelen şey bana. 2018’de daha çok yazmak, daha çok paylaşmak dileğiyle…
İyi seneler!
Reklamlar

Hayatının Kontrolünü Eline Al! – 2. Görev: 10 Yeni Alışkanlık

Yeniden merhaba,

Geçen hafta başladığım “Hayatın Kontrolünü Eline Al” dizisinde ilk görev enerji kaçaklarını belirlemek, ve başa çıkabildiklerinizi elemeye başlamaktı. Umuyorum okuyanlar arasında bunu uygulamaya geçenler olmuştur. Tecrübelerinizi yorumlara ekleyebilir ya da merve@yogamagistanbul.com adresinden benimle paylaşabilirsiniz.

Bu haftanın görevi ilk görev ile ilintili, ancak ondan daha proaktif. Artık ısındığımıza gore uygulamaya geçebiliriz! 🙂

Başlamadan önce özellikle belirtmek istediğim bir nokta var. Sadece bu yazdıklarım değil, ama kişisel gelişim alanında yazılmış kitaplarda, dinlediğiniz ilham verici konuşmalarda ya da blog yazılarında yazılan uygulamaları okumak / dinlemek size hiç bir şey katmıyor. (Ta ki onları gerçekten yapmaya başlayana kadar.)

Biliyorum, çünkü yıllarca bir çok kitap okudum, hatta eğitimlere, seminerlere katıldım, bana ilham veren insanlarla sohbet etme şansı buldum, onların neler yaptığını dinledim. (Not dahi aldım!) Ama bunları yakın zaman öncesine kadar uygulamaya hiç geçmedim. Neden yapmadığıma dair onlarca bahane sunabilirim. Zamansızlıktan başlayarak… Ama benim kendimi zamanında inandırdığım bu bahanelerin hiç birine inanmanızı bekleyemem… Çünkü adı üstünde, bahane. Belki kabullendiklerini değiştirmenin yorucu olduğunu düşündüğümden, belki de hayatımın kontrolünü elime almanın getireceği sorumluluktan kaçtığımdan ürettiğim bahaneler. Çünkü kısa zaman öncesine kadar hayatımın dümeninde oturanın ben olmadığımı düşünmek daha kolay geliyordu. Böylece her dalgada, fırtınada ve hatta alaborada bir başkasını, havayı, denizi ya da çok zorda kalırsam şanssızlığımı dahi suçlayabiliyordum.

Hayatınızın kontrolünü elinize almak demek, geminin kaptanı olmak demek bunu unutmayın. Evet, gemi batarsa batıranın siz olduğunu bileceksiniz, bu büyük sorumluluk! Ama aynı zamanda ne yöne gitmek istiyorsanız özgürce oraya da gidebileceksiniz. Rüzgara, havaya, ya da geminin dümenine geçen her kim olduğunu düşünüyorsanız ona bağlı kalmadan hem de.

İşte bu yüzden, paylaştıklarımı (ya da uygulama öneren herhangi başka yazıyı )okuyup bir gün yeniden açar okur uygularım derseniz, sadece bir kaç dakikanınızı boşa harcamış olursunuz, elinize bir kağıt kalem alır, yazı bittikten sonra aşağıda bahsettiğim listeyi yaparsanız, işte ancak o zaman hayatın gidişatında bir takım pozitif değişikler yaratabilirsiniz.

Hazırsanız başlıyoruz!

Hayatının Kontrolünü Eline Al! – 2. Görev: Yeni Alışkanlıklar Listesi

Bu haftanın görevi 10 yeni alışkanlık.

Ne düşündüğünüzü tahmin ediyorum. Ben bu egzersizi yapmaya ilk kalkıştığımda 10 bana korkutucu (belki de iddiali demek daha doğru) bir sayı gibi görünmüştü ama uygulamaya başlayınca hiç de öyle olmadığını fark ettim.

Uzmanlar diyor ki:

“İstemediğiniz bir alışkanlıktan kurtulmak icin yerine yeni bir alışkanlık koymanız gerekir. Yoksa ona geri dönmeniz an meselesi.”

Artık enerji emen ve emerji veren şeyleri tanımaya başladık.

İyi alışkanlık = bize enerji veren
Kötü alışkanlık = enerjimizi emen şeyler olarak düşünebilirsiniz.

Yapmaya can attığınız, yapacağınız zaman mutlu olduğunuz ama her gün yapmadığınız o ufak şeylerin peşinden koşun bu hafta. (Bir deftere not almanızı öneriyorum.) Ve onları hayatınıza hiç bir şey katmayan, zamanınızı, enerjinizi ve hatta paranızı emen şeylerle değiştirin. (Kötü alışkanlık illa kötü olmak zorunda değil, size hiç bir şey katmayan, hayatınıza hiç bir faydası olmayan alışkanlıkların da kötü olduğunu fark edin çünkü onlar size faydalı olacak şeylerden zaman ve enerji çalıyor.)

Mesela:

Her gün işten eve döndüğümde 10 dakika esneme gevşeme hareketleri yaparak rahatlamak (Koltuğa kendimi bırakıp instagram’da zaman harcamak yerine.) ya da alarmı erteleyip durmaktansa her sabah 10 dakika meditasyon yapmak.

Burada önemli olan tek bir şey var.

10 yeni küçük alışkanlığı seçerken “yapmak zorunda” olduğunuzu düşündüklerinizi değil, “yapmak istedikleriniz” ve “yapmaktan keyif alacaklarınıza” odaklanın. (yaptıktan sonra iyi ve mutlu hissettirecek şeyler olsun)

İlk çalışmadan farklı olarak “yapmaktan sürekli kaçıp ertelediğiniz” – yapıp kurtulup üzerini çizdiğinizde rahatlayacağınız şeyler değil- asıl yapmak için heyecanlanıp mutlu olacağınız ya da yaptıkça hayatınızı kolaylaştıracak maddeleri bulmalısınız.

Örnek maddeler:

-Otobüste telefonda candy crush oynamak yerine kitap okuyacagim / sesli kitap dinleyecegim.
-Her akşam yatakta sosyal medya hesaplarımda dolaşacağıma ertesi günü planlamak için 10 dakika ayıracağım.

Son olarak, sevmediğiniz alışkanlıklardan (enerji emen) ya da size hiç bir şey kazandırmayan alışkanlıklardan kurtulmak için eğlenceli bir yöntem daha önereceğim.

Diyelim ki TV bağımlısısınız ve her aksam televizyon izleme alışkanlığından kurtulmak (ve yerine yeni bir alışkanlık koymak) istiyorsunuz, televizyon izlemediğiniz ve o zamanı daha verimli geçirdiğiniz her gün için kendinize bir yıldız verin. (gerçekten görselleştirmek önemli, hep gözünüzün önünde olsun) Örneğin bir pano olsun oraya ekleyin. 30 günün sonunda 30 yıldızı toplayınca da kendinizi şımartacak bir ödül verin. (sekeri kesmenizin 30. gün ödülü gidip pasta yemek olmasın ama 🙂 ) Mesela masaj? Ya da Belgrad Ormanı’nda yürüyüş…

Bu haftanın görevi 10 yeni alışkanlık listesini çıkarmak olsun. Yeni alışkanlıklara yer açmanız gerekecek, bunun için neleri hayatınızdan çıkaracağınıza bakın. Size faydası olmayan şeylerle vedalaşın.

Yavaş yavaş da uygulamaya başlarsanız ne güzel olur! Bunu bir kere yapmaya başlayınca eforsuz ve kendiliğinden gelişecektir her sey. Bir bakacaksınız ki zaten işten eve dönünce10 dakika esneme hareketi yapmayı siz unutsanız da vücudunuz size hatırlatmaya başlamış.

Keyifli listeler! 🙂

Küçük İyilikler

Ne kadar küçük olursa olsun, hiçbir iyilik boşa gitmez.  Ezop

Sadece yazmazsam unuturum diye, yazılmayı hak eden küçük iki anı.

İnsanları mutlu etmek düşündüğünüzden daha kolay.
Bazen mutluluğu çok abartılı şeylerde arıyoruz. Mükemmel bir organizasyon, oldukça değerli ve anlam yüklü hediyeler, abartılı sözcükler, üzerine çok düşünülmüş jestler…
Halbuki mutluluk “düşünülmeden yapılmış hareketler” ve planlanmadan yapılmış ufak jestlerde daha da katlanıyor.
Son zamanlarda yaşadığım iki küçük mutluluk pırıltısından biri, seviyorum diye alınmış bir doğal fıstık ezmesi kavanozu mesela.
Hint mitolojisiyle ilgileniyorum diye, yoga stüdyosunun sahibi tarafından hediye edilmiş zor bulunan bir kitap bir diğeri de.
***
Derse girmeden önce raflarda duran yoga kitaplarının arasından biri dikkatimi çekti, Vishnu’nun 7 sırrı… Stüdyodaki görevliye fiyatını sordum. Bana baktı, kitabı raftan aldı, inceledi, sonra rafa geri koydu. Yerine oturdu ve “ders çıkışı uğrar mısınız ben öğreneyim” dedi. Dersten sonra kitaplığın önünden geçerken göz ucuyla baktım. Kitap yerinde yoktu. Çıkışa doğru ilerledim, baktım stüdyonun görevlisi ve Hintli sahibi masada oturuyor. Sahibi olduğunu düşündüğüm 60’larındaki adam bana gülümseyerek “Hint mitolojisi ile mi ilgileniyorsun?” diye sordu. “Evet, öğrenmeye çalışıyorum.” diye yanıtladım. Bana kitabı uzattı, bu sana hediyemiz dedi. Ödemeni istemiyoruz.
Şaşırdım.
İçimde, kalbimde mutluluğun kıpırtısını ve coşkusunu hissettim.
Kitaba ödeyeceğim para ile hiç bir ilgisi yok bunun. Zaten alacaktım. Kitap zaten zihnimde benimdi. Ama o an beni mutlu eden şey, işte o “Küçük iyilik anı”ydı. Yaparken çok düşünülmeyen bu an, sadece ilgimi çektiği için içinden bana hediye etmek gelen bu adam, aslında çok daha büyük şeylerin göstergesiydi. Ben doğru yerdeydim.
Yeni taşındığım bu şehirde, 5 aydır çok sayıda stüdyoyu denedim. Kendi yoga pratiğimi evde yapabiliyor olsam dahi ait hissettiğim, yaklaşımını benimsediğim, hocalarını sevdiğim bir stüdyoda olmak bana iyi geliyor. İşte bu küçük anda, doğru yerde olduğumu fark etmenin coşkusuydu içimde yaşadığım. Ve güzel yanı, bu hareketin bana bunu hissettirmek amacı ile yapılmış olmamasıydı, içten gelişiydi, bende oluşturduğu pozitif dalganın, bu küçük adımın sadece planlanmamış sonucu oluşuydu.
Kalbinizi dinleyin. Size söylediği şeyleri yapın.
Sizin için çok önemsiz küçük bir iyilik anı, karşınızdaki için çok büyük bir değişim yaratabilir. Planlayarak değil, hissettiğiniz zaman, önünüze böyle bir fırsat çıktığı zaman çok da düşünmeden yapın…
Bir de size yapılan bu ufak jestlerin, aslında birleşip kocaman bir bütün oluşturduğunu unutmayın.
Bazen mutluluğun minik parçalarının bir araya gelip nasıl kocaman bir coşku oluşturduğunu unutup, o bir anda gelecek “kocaman” mutluluklar peşinden koşuyoruz. Aslında her yeni gün, küçük mutluluklarla dolu, o gün gözümüzü açıp uyanmış olmak bile o küçük mutlulukların başlangıcı…
Merve | Yoga Mag Istanbul