Hayatının Kontrolünü Eline Al! – 2. Görev: 10 Yeni Alışkanlık

Yeniden merhaba,

Geçen hafta başladığım “Hayatın Kontrolünü Eline Al” dizisinde ilk görev enerji kaçaklarını belirlemek, ve başa çıkabildiklerinizi elemeye başlamaktı. Umuyorum okuyanlar arasında bunu uygulamaya geçenler olmuştur. Tecrübelerinizi yorumlara ekleyebilir ya da merve@yogamagistanbul.com adresinden benimle paylaşabilirsiniz.

Bu haftanın görevi ilk görev ile ilintili, ancak ondan daha proaktif. Artık ısındığımıza gore uygulamaya geçebiliriz! 🙂

Başlamadan önce özellikle belirtmek istediğim bir nokta var. Sadece bu yazdıklarım değil, ama kişisel gelişim alanında yazılmış kitaplarda, dinlediğiniz ilham verici konuşmalarda ya da blog yazılarında yazılan uygulamaları okumak / dinlemek size hiç bir şey katmıyor. (Ta ki onları gerçekten yapmaya başlayana kadar.)

Biliyorum, çünkü yıllarca bir çok kitap okudum, hatta eğitimlere, seminerlere katıldım, bana ilham veren insanlarla sohbet etme şansı buldum, onların neler yaptığını dinledim. (Not dahi aldım!) Ama bunları yakın zaman öncesine kadar uygulamaya hiç geçmedim. Neden yapmadığıma dair onlarca bahane sunabilirim. Zamansızlıktan başlayarak… Ama benim kendimi zamanında inandırdığım bu bahanelerin hiç birine inanmanızı bekleyemem… Çünkü adı üstünde, bahane. Belki kabullendiklerini değiştirmenin yorucu olduğunu düşündüğümden, belki de hayatımın kontrolünü elime almanın getireceği sorumluluktan kaçtığımdan ürettiğim bahaneler. Çünkü kısa zaman öncesine kadar hayatımın dümeninde oturanın ben olmadığımı düşünmek daha kolay geliyordu. Böylece her dalgada, fırtınada ve hatta alaborada bir başkasını, havayı, denizi ya da çok zorda kalırsam şanssızlığımı dahi suçlayabiliyordum.

Hayatınızın kontrolünü elinize almak demek, geminin kaptanı olmak demek bunu unutmayın. Evet, gemi batarsa batıranın siz olduğunu bileceksiniz, bu büyük sorumluluk! Ama aynı zamanda ne yöne gitmek istiyorsanız özgürce oraya da gidebileceksiniz. Rüzgara, havaya, ya da geminin dümenine geçen her kim olduğunu düşünüyorsanız ona bağlı kalmadan hem de.

İşte bu yüzden, paylaştıklarımı (ya da uygulama öneren herhangi başka yazıyı )okuyup bir gün yeniden açar okur uygularım derseniz, sadece bir kaç dakikanınızı boşa harcamış olursunuz, elinize bir kağıt kalem alır, yazı bittikten sonra aşağıda bahsettiğim listeyi yaparsanız, işte ancak o zaman hayatın gidişatında bir takım pozitif değişikler yaratabilirsiniz.

Hazırsanız başlıyoruz!

Hayatının Kontrolünü Eline Al! – 2. Görev: Yeni Alışkanlıklar Listesi

Bu haftanın görevi 10 yeni alışkanlık.

Ne düşündüğünüzü tahmin ediyorum. Ben bu egzersizi yapmaya ilk kalkıştığımda 10 bana korkutucu (belki de iddiali demek daha doğru) bir sayı gibi görünmüştü ama uygulamaya başlayınca hiç de öyle olmadığını fark ettim.

Uzmanlar diyor ki:

“İstemediğiniz bir alışkanlıktan kurtulmak icin yerine yeni bir alışkanlık koymanız gerekir. Yoksa ona geri dönmeniz an meselesi.”

Artık enerji emen ve emerji veren şeyleri tanımaya başladık.

İyi alışkanlık = bize enerji veren
Kötü alışkanlık = enerjimizi emen şeyler olarak düşünebilirsiniz.

Yapmaya can attığınız, yapacağınız zaman mutlu olduğunuz ama her gün yapmadığınız o ufak şeylerin peşinden koşun bu hafta. (Bir deftere not almanızı öneriyorum.) Ve onları hayatınıza hiç bir şey katmayan, zamanınızı, enerjinizi ve hatta paranızı emen şeylerle değiştirin. (Kötü alışkanlık illa kötü olmak zorunda değil, size hiç bir şey katmayan, hayatınıza hiç bir faydası olmayan alışkanlıkların da kötü olduğunu fark edin çünkü onlar size faydalı olacak şeylerden zaman ve enerji çalıyor.)

Mesela:

Her gün işten eve döndüğümde 10 dakika esneme gevşeme hareketleri yaparak rahatlamak (Koltuğa kendimi bırakıp instagram’da zaman harcamak yerine.) ya da alarmı erteleyip durmaktansa her sabah 10 dakika meditasyon yapmak.

Burada önemli olan tek bir şey var.

10 yeni küçük alışkanlığı seçerken “yapmak zorunda” olduğunuzu düşündüklerinizi değil, “yapmak istedikleriniz” ve “yapmaktan keyif alacaklarınıza” odaklanın. (yaptıktan sonra iyi ve mutlu hissettirecek şeyler olsun)

İlk çalışmadan farklı olarak “yapmaktan sürekli kaçıp ertelediğiniz” – yapıp kurtulup üzerini çizdiğinizde rahatlayacağınız şeyler değil- asıl yapmak için heyecanlanıp mutlu olacağınız ya da yaptıkça hayatınızı kolaylaştıracak maddeleri bulmalısınız.

Örnek maddeler:

-Otobüste telefonda candy crush oynamak yerine kitap okuyacagim / sesli kitap dinleyecegim.
-Her akşam yatakta sosyal medya hesaplarımda dolaşacağıma ertesi günü planlamak için 10 dakika ayıracağım.

Son olarak, sevmediğiniz alışkanlıklardan (enerji emen) ya da size hiç bir şey kazandırmayan alışkanlıklardan kurtulmak için eğlenceli bir yöntem daha önereceğim.

Diyelim ki TV bağımlısısınız ve her aksam televizyon izleme alışkanlığından kurtulmak (ve yerine yeni bir alışkanlık koymak) istiyorsunuz, televizyon izlemediğiniz ve o zamanı daha verimli geçirdiğiniz her gün için kendinize bir yıldız verin. (gerçekten görselleştirmek önemli, hep gözünüzün önünde olsun) Örneğin bir pano olsun oraya ekleyin. 30 günün sonunda 30 yıldızı toplayınca da kendinizi şımartacak bir ödül verin. (sekeri kesmenizin 30. gün ödülü gidip pasta yemek olmasın ama 🙂 ) Mesela masaj? Ya da Belgrad Ormanı’nda yürüyüş…

Bu haftanın görevi 10 yeni alışkanlık listesini çıkarmak olsun. Yeni alışkanlıklara yer açmanız gerekecek, bunun için neleri hayatınızdan çıkaracağınıza bakın. Size faydası olmayan şeylerle vedalaşın.

Yavaş yavaş da uygulamaya başlarsanız ne güzel olur! Bunu bir kere yapmaya başlayınca eforsuz ve kendiliğinden gelişecektir her sey. Bir bakacaksınız ki zaten işten eve dönünce10 dakika esneme hareketi yapmayı siz unutsanız da vücudunuz size hatırlatmaya başlamış.

Keyifli listeler! 🙂

Reklamlar

Hayatının Kontrolünü Eline Al! – 1. Görev: Enerji Kaçakları

YogaMag günlüklerinde yeni bir programa başlıyorum. Yeni yıla kadar her hafta sizlerle yeni bir görev paylaşacağım. Bunlar benim bugüne kadar katıldığım eğitimler, aldığım notlar, okurken altını çizdiğim kitaplardan aklımda kalanlar, uyguladığım ve içselleştirmeye çabaladığım alışkanlıklar… Bana ve hayatıma yön veren şeyler.

Umarım sizler de bunları uygulayacak zamanı kendinize yaratır ve hayatınızda yeni güzelliklere yer açabilirsiniz.

***

Önümüzdeki 3 ay boyunca benimle olacaklardan ricam – bu süre içinde her gün sadece yaşadığınız güne odaklanın. O gün yapabileceklerinizi yapın – ertesi gün yapılacakları düşünmeyi bir kenara bırakın. Çünkü farkında olmasak da zamanımızın çoğu zaten yarını düşünürken bugünü harcayarak geçmiyor mu?

Ufak adımlarla yürümek bizi oraya götürecek halbuki… Nasıl koşarım diye düşünmek değil…

Gelin bugün ilk adımı atalım.

GÖREV 1- ENERJİ KAÇAKLARINI HAYATIMIZDAN TEMİZLİYORUZ!

İstediklerimizi elde etmek için yapmamız gereken şey çok kolay. Enerjimizi emen şeylerden kurtulup onları enerji verenlerle değiştirmek.

Hayatımıza istediğimiz şekli vermek icin gereken tüm formül bu aslında.

Ufak adımlar…

Enerji verenlere yer açmak icin, önce enerji emenlerden kurtularak başlayacağız planımıza.

Uzun zamandır neleri tolere ediyorsunuz?

Çok büyük düşünmeyin – en yakın çevrenize bakın bir. Geniş düşünmek öyle bir erdem olarak öğretildi ki bize,  ufak şeyler önemsiz sandık. Halbuki onları düzeltmeden bir adım daha ilerleyemiyoruz. Ufak sandığımız şeyler üst üste binince dev streslere dönüşüyor…

Örnek:

-Ödenmeyi bekleyen fatura
-Tamir edilmeyi bekleyen dolap kapağı (her sabah açarken sizi rahatsız eden)
-Zamanı geçmiş kedi aşı randevusu (her hafta sonu haftaya götüreceğim diye ertelediğiniz) (mevcut durumum…)
-Cok sıkıcı olduğu için her gün yarın yaparım diye ertelediğiniz angarya işler. (faturaların dosyalanması- resimlerin tarihe göre klasörlenmesi….)
-Her gördüğünüzde “of şunu yapmam lazım” deyip bir türlü yapmadıklarınız.

BUNLARI YAZIN. HEPSİNİ YAZIN.

Daha büyük şeyleri de yazın. Tolere ettiğiniz başka neler var? (kontrolünüzde olmayanlar da dahil.)

Mesela iş arkadaşınızın sürekli yüksek sesle müzik dinlemesi,en yakın arkadaşınızın whatsapp mesajlarınızı okumasına rağmen 2 gün sonra cevap vermesi, trafik, komşularınız…

Tolere ettiğimiz her şey enerjimizi aşağıya çekiyor. Bununla ilgili çalışmayı öğrendiğim kitabın yazarı (Talane Miedener, Coach Yourself to Success) danışanlarına bu listeyi yaptırdığında herkesin ortalama 60-100 arası şeyi tolere ettigini fark ettiğini belirtiyor. Yani 3 şey yazdıysanız listeye, bir daha düşünün. Aklınıza gelmeyen, alıştığınız ve kanıksadığınız enerji kaçakları olabilir ki- asıl en tehlikelileri onlar.  Hepsini yazmaya çalışın.

Kafanızın içinde darmadağın duran şeyleri zihninizden alıp deftere geçirmek düşündüğünüzden daha kritik. Lütfen yapın 🙂 Liste sadece aklınızda olmasın. Kağıt üzerinde de kalsın. Sonra listeden yapabileceklerinizi seçin.

Ayırabileceğiniz vakte göre eritebildiklerinizi eritin. Tabi ki hepsini değil. Bir- belki iki tanesini.

Kimi sadece bir telefon açmanıza bakıyor olabilir. (Tamirciyi aramak?) Ama üşendiğiniz için hep erteliyorsunuzdur. Bu ve benzeri küçük şeyleri çözerek başlayın. Ben örneğin yarın – haftalardır düzenleyeceğim dediğim dolabımı toplayacağım. Her sabah giyinirken kıyafetlerimi seçemiyorum vs. diye sinirleniyorum kendime. Bir saat içinde ufak bir dokunuşla halledebilecekken her yeni güne başlarken modumu düşüren, ne büyük bir enerji kaçağı..

Belli maddeler icin kendinize bir deadline koyabilirsiniz.(“Bu hafta sonuna kadar şunu bitirecegim” gibi) Her gün 5 dakika-10 dakika ayırıp yapabileceklerinizi çıkarın. Sonuna da bir ödül koyun kendinize. Hatta bunu arkadaşınızla yapabilirsiniz. İkiniz de liste yapın. İkiniz de hedef koyun. Sonra beraber ödülünüzü alın. 🙂 (sinema vs. olabilir, gitmek istediğiniz bir yoga dersi olabilir… Tercih size kalmış!)

Yapamayacağınız, elinizde olmayan şeyler olabilir listenizde. Olsun. onları da yazın… Orada bırakın, size çözüm kendiliğinden gelecek. Göreceksiniz.

Ben bu uygulamayı seneler önce ilk yaptığımda şirkette yanimda oturan iş arkadaşımdan ve çok gürültülü oluşundan şikayetçiydim. (ehmm umarım okumuyordur.) Bunu da yazdım listeme. İki hafta sonra kızın masası değişti onların departmanı başka kata taşındı…

Özetle bugünün görevi: listenizi yapmanız.
Sonra içinden bir madde seçerek bu haftadan itibaren üzerinde çalışmaya başlamanız.

Listeyi yaparken enerji kaçaklarının hayatınızın en çok hangi alanında toplandığını fark edebilirsiniz.  Çok iyi gidiyor sandığınız ilişkide bir sürü küçük enerji kaçağı varsa mesela- belki de o ilişkiyi gözden geçirmeniz gereklidir.

Aynı şey işiniz, eviniz, yaşadığınız şehir için bile geçerli.

Ama boşverin bunları şimdilik. Yazdıktan sonra listeniz size hayatınızla ilgili bir ipucu verecektir.

Haftaya daha az enerji kaçağıyla görüşmek üzere! Haydi temizliklerimizi yapalım da güzel enerjilere yer açılsın!;)

Her hafta paylaşacağım yeni görevlerden haberdar olmak için YogaMag İstanbul’u buradan takip edebilirsiniz:

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 50 takipçiye katılın

Başarının Tanımı

Biz başarıyı sonuçla ölçümlemeyi ne zaman öğrendik? Bize verilen görevlerin tamamlanmasıyla başarıyıne zaman bir tuttuk? Ya başarının tanımını değiştirebiliyor olsaydık?

Ya başarı gerçekten de sonucu kötü olsa da “büyük cesaret gösterebilmiş” olmaksa, ya başarı ulaşılmaz gibi hedeflerin peşinden gitmekse, ya başarı kendin olabilmekse, ya başarı düşsen de düşmeden önce yaptığın harekete kattığın ruhsa?
Başarı bize sınavda aldığımız notlarla, bitiş çizgisini geçmekle, aldığımız kupalarla anlatıldı. Ve başarı hiç bir zaman yetmedi.  Hiç bir zaman kutlayamadık. Başarı her zaman zaten olması gerekendi.
Bir ilişki bitmişse başarısızdık. 10 kilo değil de 8 kilo vermişsek başarısızdık, tatile gittiğimizde tüm yerleri göremediğimizde bile başarısızdık. Başarısızlık hissi çok yakınken yetersizlik hissi de aynı derece yakın olması kaçınılmaz değil mi?
Yaptığımız onca şeyi görmezsen gelip hiç bir zaman kendimizi tebrik edemezsek, kendimizle gurur duyamazsak kendimizi nasıl sevebiliriz? Kendimizi sevemezsek başkasının bizi sevmesini nasıl bekleriz?
Başarının tanımını değiştirelim. Başarı cesaret ettiğimiz şeylerle ölçülsün. Başarı ne kadar yükseği görebildiğimizle, kendimizi geliştirdiğimiz konularla, ne kadar kendimiz olabildik, ışığımızı ne kadar yansıtabildikle değerlendirilsin. Artık “önemli olan vardığımız yer değil gittiğimiz yol” olsun. Hayatı gerçekten deneyimleyebilmenin, “var olabilmenin”, ileri gidebilmenin, potansiyelimizi açığa çıakrabilmenin tek anahtarı bu..
Tracy Tovim | Yoga Mag Istanbul

Kendinize Alacağınız En Güzel Yılbaşı Hediyesi, Hayatınıza Yön Verecek Bir Kitap: Dört Anlaşma

Don Miguel Ruiz’in hayatınıza yön verecek ve oldukça etkili kitaplarından ‘Dört Anlaşma’nın özetini aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Özet, kitaptaki cümle ve düşüncelerin en öne çıkanlarından alıntılar içermekteyse de, baştan sona mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü eminiz ki satır aralarında bizim yakalayamadığımız, ama sizin hayatınız için oldukça önemli olan noktalar da bulacaksınız.

Kendinize bir yılbaşı hediyesi olarak bu kitabı almanızı tavsiye ederiz.

İyi okumalar…

Dört Anlaşma, Don Miguel Ruiz

Şu an toplumsal bir rüya görüyoruz. Bu rüya toplumun inanç sisteminin kurallaşmış halidir.

Doğduğumuz günden itibaren bu kurallara göre yaşamayı öğreniyoruz. Bu sürece insanların ehlileştirilme süreleri deniyor.

Ehlileşme döneminde bu kuralları, bize söylenenleri kabul ederek sayısız anlaşma yaptık. Herhangi bir fikri işitip ona inandığımızda bir anlaşma yaparız ve bu inanç sistemimizin bir parçası olur. Küçükken biri bize güzel olmadığımızı söylemiştir ve eğer biz buna inanırsak bir anlaşma yaparız. Hayatımızı buna inanarak devam ettiririz. Her ne kadar güzel olursak olalım biz çirkin sözünün büyüsü altında oluruz.

Küçüklüğümüzde ne yaparsak ödül ve ne yaparsak ceza alacağımızı öğreniriz. Ceza almamak için kendimiz olmaktan vazgeçer, neyin kabul edildiğine göre bir maske takarak yaşamaya başlarız.

(Burada aklımıza Christina Aguilera geliyor nedense. Bir röportajında ilk çıktığı şarkıları kendine uygun bulmadığını, toplumun zevklerine yönelik şeyler olduğunu söylemişti. Her ne kadar şarkılar güzel olsa da Christina’yı popüler, alanında bir yapan özgünlüğü ve içindekileri yapıyor olması oldu sonuçta)

Reddedilmekten korkarız. Herkes tarafından kabul görülmek için bir imaj yaratırız. Ama hiçbir zaman o imaja uygun mükemmelikte olamayız. Olmayı arzu ettiğimiz kişi olamadığımız için kendimizi affedemeyiz. Mükemmel olmadığımız için kendimizi affedemeyiz.

İnanç sistemi küçüklüğümüzde o kadar iyi öğretilmiş/öğrenilmiştir ki artık dışarıdan bir uyarıcıya ihtiyaç duymadan kendi kendimizin yargıcı oluruz. Hem kendimizi en güçlü şekilde yargılar üstüne kurban rolünü yaşarız. Sayısız cezalar veririz kendimize.

Bize ceza verenleri hayatımıza çekeriz hak ettiğimizi düşünerek. (ancak kendimize verdiğimiz ceza dışarıdan gelen cezadan azsa o acıdan kurtulabiliriz) Kurban suçlamayı, utancı, suçluluk duygusunu taşımak zorundadır. “yeteri kadar iyi değilizdir” Gerçek adalet her hatanın bedelini bir kez ödetir. Gerçek adaletsizlik her hatanın bedelini tekrar tekrar ödetir.

En büyük korkumuz yaşamak için risk almaktır. Yasa kitabı/toplumsal rüya yanlış bile olsa güven duygusu verir. CESARET gerekir.

Eğer doyumlu ve haz dolu yaşamak istiyorsak bu anlaşmaları bozmalı yerine yeni anlaşmalar yapmalıyız.

YENİ 4 ANLAŞMA:

1) Kullandığın sözcükleri özenle seç

2) Hiçbir şeyi kişisel algılama

3) Varsayımda bulunma

4) Daima yapabildiğinin en iyisini yap

Kullandığın sözcükleri özenle seç:

Zihin verimli bir topraktır. Ne ekersen onu biçersin. Güzel düşünce ek!

Sözlerin arı, kusursuz,eksiksiz olmalıdır.

Söz büyüdür.

Kara büyünün en kötü şekli ise dedikodu.

Hiçbir şeyi kişisel algılama

Bencillikle çok alakalıdır. Her şeyi kendimizle ilgili zannederiz. Kişisel algıladığımızda bizim iç dünyamızı bildiğini varsayarız.

“Her iki halde sözleriniz beni etkilemez (iyi ya da kötü) çünkü ben ne olduğumu biliyorum. Kabul görmek ve onaylanmak gibi bir ihtiyacım yok.”

Sizin bakış açınız sizin dünyanızı yansıtır. Söylediklerim sizin yaralarınıza dokunduğu için incinirsiniz.

Sizi inciten sizsiniz. Bana kızmanız kendinizle uğraşmanıdır.

Beyinde birçok konuşan her bir telden çalan bir ses vardır. Toltek bilgeliğinde buna mitote diyorlar. Ne istediğimizi genelde bilememizin sebebi aynı anda konuşmalarıdır. Bu çelişkiyi çözebilmenin tek yolu anlaşmaları bozmaktır.

İnsanlar kendilerinin mükemmel olmadığının sizin tarafınızdan keşfedilmesinden korkuyor.  Çünkü sosyal maskeden sıyrılmak acı vericidir.

Varsayımda bulunma

Gerçeği duymaya cesaret edemediğimizde veya açıklama istemekten korktuğumuzda varsayımda bulunuruz. Varsayımda bulunma, SORU SOR!!!

Bir şeyi anlamadığımızda ona anlam vermeye çalışırız. Kendimizi güvende hissedebilmek için her şeye bir anlam vermeye, açıklamaya, her şeyi anlamaya anladığımız her şey konusunda haklı çıkmaya ihtiyaç duyarız. Yanıtın doğrulundan çok bir yanıt gelmiş olması önemlidir. Kendimizi güvende hissetmeye çalışırız. Böylece gelebilecek risklerden kendimizi koruruz (korumaya çalışırız/koruduğumuzu zannederiz). Genelde sevgilimizin ne düşündüğünü merak ederiz. Her türlü ilişkide bizim ne düşündüğümüzü bilmelerini bekleriz.

Gerçek sevgi onları değiştirmemektir. Eğer değiştirmeye çalışıyorsak gerçekten hoşnut değiliz demektir.

Açık bir iletişimle tüm ilişkiler değişecektir.

Daima yapabildiğinin en iyisini yap.

En iyimiz zaman içinde değişecektir.  En iyisini yaparsan kendini yargılayamazsın!

Kendimizi sevmediğimizde duyguları uyuşturmanın değişik yolları vardır. (alkol, sigara, uyku vb)

Ödül almadan her işi en iyi yaparsak ödüle bağımlı olmayız. O yüzden elinizden gelenin en iyisini yapın.

Mükemmeli yapmak değil, potansiyelinizi bilerek en iyi yapmaya çalışmak önemli olan.

Özgürlüğün Toltek yolu: Tüm anlaşmaları bozmaktır ve bireysel özgürlüğün ilk yolu farkındalıktır.

Bir insanın toltek olabilmesi için 3 konuda usta olmalı:

1- Farkındalık ustalığı

2- Dönüşüm ustalığı (tüm yapılan anlaşmaları değiştirmek. Eski anlaşmalar yerine yeni anlaşmalar yapmak. Bu anlaşma bizi mutlu kılan bir anlaşma olmalı)

3- Niyet ustalığı (bize yanlış yapmış kişileri affetmek)

İnanç sistemi parazite benzer (yaşadığı canlıdan beslenen beslendiği canlıya hiçbir katkı sağlamayan, onun enerjisini emen, onu adım adım çökerten canlıdır.) Ne kadar acı çekerseniz drama yaratırsanız parazit o kadar iyi beslenir.

Özgürleşmek için:

1- Teker teker parazitlere saldırmak/korkularla yüzleşmek

2- Parazit beslemeye son vermek /duygularımızı denetlemek

3- Ölümün inisiasyonu (acı verici olsa da kötü duyguları çarmıha germek)