Hayatının Kontrolünü Eline Al! – 2. Görev: 10 Yeni Alışkanlık

Yeniden merhaba,

Geçen hafta başladığım “Hayatın Kontrolünü Eline Al” dizisinde ilk görev enerji kaçaklarını belirlemek, ve başa çıkabildiklerinizi elemeye başlamaktı. Umuyorum okuyanlar arasında bunu uygulamaya geçenler olmuştur. Tecrübelerinizi yorumlara ekleyebilir ya da merve@yogamagistanbul.com adresinden benimle paylaşabilirsiniz.

Bu haftanın görevi ilk görev ile ilintili, ancak ondan daha proaktif. Artık ısındığımıza gore uygulamaya geçebiliriz! 🙂

Başlamadan önce özellikle belirtmek istediğim bir nokta var. Sadece bu yazdıklarım değil, ama kişisel gelişim alanında yazılmış kitaplarda, dinlediğiniz ilham verici konuşmalarda ya da blog yazılarında yazılan uygulamaları okumak / dinlemek size hiç bir şey katmıyor. (Ta ki onları gerçekten yapmaya başlayana kadar.)

Biliyorum, çünkü yıllarca bir çok kitap okudum, hatta eğitimlere, seminerlere katıldım, bana ilham veren insanlarla sohbet etme şansı buldum, onların neler yaptığını dinledim. (Not dahi aldım!) Ama bunları yakın zaman öncesine kadar uygulamaya hiç geçmedim. Neden yapmadığıma dair onlarca bahane sunabilirim. Zamansızlıktan başlayarak… Ama benim kendimi zamanında inandırdığım bu bahanelerin hiç birine inanmanızı bekleyemem… Çünkü adı üstünde, bahane. Belki kabullendiklerini değiştirmenin yorucu olduğunu düşündüğümden, belki de hayatımın kontrolünü elime almanın getireceği sorumluluktan kaçtığımdan ürettiğim bahaneler. Çünkü kısa zaman öncesine kadar hayatımın dümeninde oturanın ben olmadığımı düşünmek daha kolay geliyordu. Böylece her dalgada, fırtınada ve hatta alaborada bir başkasını, havayı, denizi ya da çok zorda kalırsam şanssızlığımı dahi suçlayabiliyordum.

Hayatınızın kontrolünü elinize almak demek, geminin kaptanı olmak demek bunu unutmayın. Evet, gemi batarsa batıranın siz olduğunu bileceksiniz, bu büyük sorumluluk! Ama aynı zamanda ne yöne gitmek istiyorsanız özgürce oraya da gidebileceksiniz. Rüzgara, havaya, ya da geminin dümenine geçen her kim olduğunu düşünüyorsanız ona bağlı kalmadan hem de.

İşte bu yüzden, paylaştıklarımı (ya da uygulama öneren herhangi başka yazıyı )okuyup bir gün yeniden açar okur uygularım derseniz, sadece bir kaç dakikanınızı boşa harcamış olursunuz, elinize bir kağıt kalem alır, yazı bittikten sonra aşağıda bahsettiğim listeyi yaparsanız, işte ancak o zaman hayatın gidişatında bir takım pozitif değişikler yaratabilirsiniz.

Hazırsanız başlıyoruz!

Hayatının Kontrolünü Eline Al! – 2. Görev: Yeni Alışkanlıklar Listesi

Bu haftanın görevi 10 yeni alışkanlık.

Ne düşündüğünüzü tahmin ediyorum. Ben bu egzersizi yapmaya ilk kalkıştığımda 10 bana korkutucu (belki de iddiali demek daha doğru) bir sayı gibi görünmüştü ama uygulamaya başlayınca hiç de öyle olmadığını fark ettim.

Uzmanlar diyor ki:

“İstemediğiniz bir alışkanlıktan kurtulmak icin yerine yeni bir alışkanlık koymanız gerekir. Yoksa ona geri dönmeniz an meselesi.”

Artık enerji emen ve emerji veren şeyleri tanımaya başladık.

İyi alışkanlık = bize enerji veren
Kötü alışkanlık = enerjimizi emen şeyler olarak düşünebilirsiniz.

Yapmaya can attığınız, yapacağınız zaman mutlu olduğunuz ama her gün yapmadığınız o ufak şeylerin peşinden koşun bu hafta. (Bir deftere not almanızı öneriyorum.) Ve onları hayatınıza hiç bir şey katmayan, zamanınızı, enerjinizi ve hatta paranızı emen şeylerle değiştirin. (Kötü alışkanlık illa kötü olmak zorunda değil, size hiç bir şey katmayan, hayatınıza hiç bir faydası olmayan alışkanlıkların da kötü olduğunu fark edin çünkü onlar size faydalı olacak şeylerden zaman ve enerji çalıyor.)

Mesela:

Her gün işten eve döndüğümde 10 dakika esneme gevşeme hareketleri yaparak rahatlamak (Koltuğa kendimi bırakıp instagram’da zaman harcamak yerine.) ya da alarmı erteleyip durmaktansa her sabah 10 dakika meditasyon yapmak.

Burada önemli olan tek bir şey var.

10 yeni küçük alışkanlığı seçerken “yapmak zorunda” olduğunuzu düşündüklerinizi değil, “yapmak istedikleriniz” ve “yapmaktan keyif alacaklarınıza” odaklanın. (yaptıktan sonra iyi ve mutlu hissettirecek şeyler olsun)

İlk çalışmadan farklı olarak “yapmaktan sürekli kaçıp ertelediğiniz” – yapıp kurtulup üzerini çizdiğinizde rahatlayacağınız şeyler değil- asıl yapmak için heyecanlanıp mutlu olacağınız ya da yaptıkça hayatınızı kolaylaştıracak maddeleri bulmalısınız.

Örnek maddeler:

-Otobüste telefonda candy crush oynamak yerine kitap okuyacagim / sesli kitap dinleyecegim.
-Her akşam yatakta sosyal medya hesaplarımda dolaşacağıma ertesi günü planlamak için 10 dakika ayıracağım.

Son olarak, sevmediğiniz alışkanlıklardan (enerji emen) ya da size hiç bir şey kazandırmayan alışkanlıklardan kurtulmak için eğlenceli bir yöntem daha önereceğim.

Diyelim ki TV bağımlısısınız ve her aksam televizyon izleme alışkanlığından kurtulmak (ve yerine yeni bir alışkanlık koymak) istiyorsunuz, televizyon izlemediğiniz ve o zamanı daha verimli geçirdiğiniz her gün için kendinize bir yıldız verin. (gerçekten görselleştirmek önemli, hep gözünüzün önünde olsun) Örneğin bir pano olsun oraya ekleyin. 30 günün sonunda 30 yıldızı toplayınca da kendinizi şımartacak bir ödül verin. (sekeri kesmenizin 30. gün ödülü gidip pasta yemek olmasın ama 🙂 ) Mesela masaj? Ya da Belgrad Ormanı’nda yürüyüş…

Bu haftanın görevi 10 yeni alışkanlık listesini çıkarmak olsun. Yeni alışkanlıklara yer açmanız gerekecek, bunun için neleri hayatınızdan çıkaracağınıza bakın. Size faydası olmayan şeylerle vedalaşın.

Yavaş yavaş da uygulamaya başlarsanız ne güzel olur! Bunu bir kere yapmaya başlayınca eforsuz ve kendiliğinden gelişecektir her sey. Bir bakacaksınız ki zaten işten eve dönünce10 dakika esneme hareketi yapmayı siz unutsanız da vücudunuz size hatırlatmaya başlamış.

Keyifli listeler! 🙂

Reklamlar

Ujjayi Nefesi Nedir?

Hayatı bazen o kadar hızlı yaşıyoruz ki, çevremizde olan biten olayların da etkisiyle merkezimizi kaybedebiliyoruz. Bizi unutuyoruz, kendimizi, özümüzü… Merkezimizi. Kalbimizi, bedenimizi, hislerimizi, zihnimizi…

Hayatın sizin dışınızda akıp gittiğini, koştuğunu, sizin ise kontrolsüzde onun peşinden sürüklendiğinizi hissettiğiniz oluyor mu?

En son ne zaman bedeninize teşekkür ettiniz örneğin – size her yeni günü yaşama şansını bahşettiği için? Hayatınız hızlı temposuna sizi yarı yolda bırakmadan ayak uydurduğu için? Yürüyebildiğiniz için, görebildiğiniz için, ama hepsini yapabilmek için, hepsinden önce NEFES alabildiğiniz için ne zaman şükrettiniz?

Ben kendimi ve bedenimi ihmal ettiğimi fark ettiğim zamanlarda ona geri dönebilmek adına nefesimi aracı olarak kullanıyorum. Her gün bilinçsizce aldığım nefesi fark ederek başlıyorum önce çalışmaya.

Diyafram nefesi ile belirli bir farkındalık seviyesine ulaştıktan sonra ise zihnimi en iyi dinlendiren, beni en çok sakinleştiren Ujjayi nefesi ile devam ediyorum nefes çalışmasına.

Ujjayi nefesi nedir?

İpek Darga, Yıldızlarla Duruş kitabında Ujjayi nefesini şöyle tanımlıyor:

Ujjayi uykuda aldığımız nefestir, bu sebeple uyku nefesi olarak da adlandırılır. Ujjayi’de çıkan ses okyanus sesine benzediği için okyanus nefesi dendiği de olur. Aldığımız en derin nefestir, bu sebeple meditasyonda da kullanılır. Hamilelere en sık yaptırılan nefes çalışmasıdır.  Iyengar rahatlatıcı özelliğinden ötürü tüm pranayama çalışmalarına, yemeğin tuzu gibi Ujjayi nefesini koyar. 

İpek Darga’nın belirttiği üzere bu nefesin en önemli faydalarından biri rahatlatıcı özelliğidir. Bunun yanısıra, odaklanmayı, anda kalmayı sağlar (meditasyon nefesi), nadi enerji kanallarını aktive eder,  tüm vücuda ve organlara oksijen yayılmasını sağlar.

Ujjayi nefesi nasıl alınır?

Öncelikle bu nefes çalışması için bağdaş pozisyonunda oturun. Gözlerinizi kapayın ve gevşeyin. Başlamadan önce bir kaç diyafram nefesi ile ya da sağ-sol burun dönüşümlü nefes ile kendinizi hazırlayabilirsiniz.

Aldığınız derin bir nefes sonrası nefes borusunun boğazın arkasında kalan alanı (glotis) kapalı tutarak uzun ve yavaş şekilde nefes verin.

Nefesinizi verirken burnunuzu tamamen devreden çıkardığınızı hayal ederek boğazınızın arka kısmına odaklanmanız gerekiyor. Damağın üst kısmında havanın geçişinin sesini duyacaksınız.

Bu nefes çalışmasına yeni başlayanlar için pencere camının üzerine buğu yapmaya çalışırmış gibi ağızdan nefes vererek egzersiz yapmak faydalı olacaktır. Bir kaç deneme sonrası aynı uygulamayı ağzınız kapalı şekilde yapabilirsiniz.

Anlatması zor, yapması kolay bir nefes olan ujjayi için aşağıya bir kaç video ekliyorum.

  1. How to: Ujjayi Breathing Technique (50. saniyeden itibaren nasıl yapıldığını gösteriyor. Özellikle ilk kez deneyenler için oldukça açıklayıcı. İzlemenizi öneririm.)

2. İpek Darga – Ucai Nefes Tekniği

Namaste!

 

Mandala Diaries – 2 : Aslıhan Aksun and a Journey of “Silence”

(Please scroll down to read this post in Turkish. – Yazının Türkçesi aşağıdadır.)

This week, our guest is Aslihan Aksun – an artist who draws her mandalas on streets of Kadikoy – Bahariye in Istanbul, teaching kids Mandala Workshops as a part social responsibility project and calling herself as a student, who is still learning after 7 years spent with the art of Mandala.

She expresses the soul & philosophy of mandalas as well as her own journey with all her open-heartedness.

 

received_10152733940428462

Who is Aslihan Aksun? When and where did she meet the art of Mandala?

I was born in Istanbul in 1975. I worked in Marketing & Sales for over 20 years. During that time, I joined the Yeni Yuksektepe Active Philosophy Cultural Foundation Club and got inspired by Hinduism and Tibetan philosophies. As I was getting deeper in my inner journey, being fed with mistism and spirituality, I had a chance to meet Francisco Paco – the Netherlander Master.

Our friendship with Francisco Antonio Carbonell Witte (Paco) helped his decision with moving to Turkey. And together, we founded an atelier in Kadıköy, to introduce the art of Mandala to more people. With the energy and learnings from Paco, I started drawing mandalas as a tool of meditation. Since then, I continue sharing this enlightening way, rooting from Hinduism – with print / visual media. In July 2014, I met Nar Kendin Ol Gelişim Atölyesi (Nar, “Be Yourself” Development Center) that lightened my way. In August, we started organizing Mandala workshops together with Nar. And since then, I’ve been sharing the philosophy, energy and the drawing methods with more and more people at my workshops.

received_10152803546883462

You mentioned being inspired by Hinduism and Tibetan Philosophy. What is “mandala” according to Hinduism, what is the story behind it?

In Hinduism, it is a name given to shapes representing meta or micro cosmos metaphysically or symbolically.

In general, mandala means coloring shapes with a certain order. It consists of circles starting and then expanding from the center. They are often used a meditation object. In Sanskrit, Mandala means “circle”. A circle with geometrical shapes inside; an isolated area, where no bad or dark powers can enter. More broadly, it does symbolize the Universe. In some beliefs, it also mean “the life circle”. The center point is believed to be the place we were born. Mandalas can always develop and get bigger. We can think of developing, growing and changing mandalas as our own path in this life.

Everyone has his/her own unique way and ritual. Do you have any rituals / habits while drawing, anywhere special you prefer being at or music you like listening to?

I find it right to draw mandalas in a quiet environment, for beginners. With time, concentration starts increasing. Actually, ANYWHERE you find peace at, is convenient for drawing mandalas. As long as you’re in the right energy flow, your relationship with the outer world diminishes. Despite all the noise and chaos, it is possible to draw mandalas, basically everywhere! (in a bus or tram..) For instance, as part of my daily routine, I draw mandalas in a very crowded teahouse. Once, I even drew mandalas in a night club, with a very little light and loud music. As long as you are fully concentrated, you can draw everywhere…

Do you have any recommendations for our readers, who would like to draw mandalas with music?  

We usually draw listening to meditation music. In addition to that, I recommend listening Mercan Dede and Seda Bagcan, as I believe in the power of the energy emerging from the combination of Turkish tasavvuf music and Indian rooted mandalas. I would like to add that – I owe my most special mandalas to dear Mercan Dede Arkin.

I am aware of the fact that “time” loses its importance and meaning in the journey of learning and self discovery, yet still curious! Can you tell us approximately how long it takes you to finish one mandala?

Mandala is the mirror of our soul. I expect beginners to draw smaller mandalas with less details. As their focus & concentration grow over time, they learn patience, and willing to spend more time on it, this meditative act evolves into an artistic one. While drawing mandalas, there should be no time limit set – otherwise it stops serving its real purpose. There is no limit. I, for instance, complete my 27,5*27,5cm mandalas, in about 2 weeks time, with 4 hours a day.

You mentioned that Mandalas have been part of your life for the last years. Can you please tell us how it changed you & your life? 

With this method of meditation, I am learning to be myself, staying in the moment and simply existing.

I am also learning to be patient and understanding with all the beings, loving them, looking & seeing things straight and balance my inner peace. But more important than all, doing everything in life with full concentration and respect. Yes, I have been drawing for the last 7 years, and I still continue learning.

And lastly, what would you recommend to our readers who are planning to start drawing Mandalas? 

Mandala is one of the many gates opening to your emotions, and it will also be an instrument to take you on a long journey into yourself.  The magnetic power of mandalas  in the Universe will guide you towards your intentions. In the journey of finding your inner peace, it will be your light when it’s dark.  It will help you discover yourself. And lastly, it will make you recognize the hidden gem inside yourself.

Special thanks to Aslihan for this inspirational interview and sharing some of her mandalas from her journey, called “Be Slient”

(All photos taken by: Taner Atilla Berk)

DSC_9793 DSC_9794 DSC_9795 DSC_9797 IMG_20150104_001830

Turkish:

Mandala üzerine ilk söyleşimizi Rıfka Bahar Cemal ilegerçekleştirmiş ve geçen hafta sizlerle paylaşmıştık.

Bu hafta konuğumuz, mandalalarını “Sessiz Ol” isimli yolculuğunda, Kadıköy – Bahariye sokaklarında bulunan bonibonlara çizen, sosyal sorumluluk projeleri kapsamında “Çocuklarla Mandala” çalışmaları yapan, kurumsal firmalara “Stresle baş etme yönetimi” adı altında Mandala Atölyeleri açan, hayatının 7 senesini  Mandala ile iç içe geçirmiş olmasına rağmen “ben hala öğreniyorum” diyen Sevgili Aslıhan Aksun.

Mandala’nın ruhunu, felsefesini ve kendi hikayesini öyle güzel ve kalpten ifade ediyor ki, insanın dinledikçe dinleyesi geliyor.

Keyifle okumanız dileğiyle…

Önce sizi kısaca tanımak ve Mandala ile tanışma hikayenizi öğrenmek isteriz. Aslıhan Aksun kimdir? Mandala ile nerede ve nasıl tanışmıştır?

İstanbul, 1975 doğumluyum. 20 yılı aşkın bir sürede Bilişim sektöründe Pazarlama ve Satış üzerine deneyim kazandım. Aynı süreçte çeşitli felsefeleri incelemek üzere (Aktif Felsefe) Yeni Yüksektepe Kültür Derneği’ne üye oldum. Farklı kültür ve felsefeleri incelerken Hint ve Tibet felsefesinden etkilendim. İçsel yolculuğumda mistizm ve spritüel duygularla beslenirken 2008 yılında Berlin’de Hollandalı üstad Francisco Paco ile tanıştım. İçsel derinliği olan bu üstad Paco ile artan arkadaşlığımız, onun Türkiye’ye taşınma kararına vesile oldu. Francisco Antonio Carbonell Witte (Paco) ile birlikte Mandala sanatının yaygınlaşması için Kadıköy’ de bir atölye kurduk. Paco’nun enerjisi ve öğretisi ile meditasyon amaçlı Mandala çizimleri yapmaya başladım. O tarihlerden bu yana Hint felsefesinden gelen bu aydınlanma yolunu yazılı/görsel medyada aktarmaya devam ediyorum. 2014 Temmuz ayında bana ışık olan Nar Kendin Ol Gelişim Atölyesi ile tanıştım. Nar ile Ağustos ayında yola çıkarak Mandala atölyeleri açmaya başladık. O günden bu güne Nar’lı nurlu çalışmalar ve farklı eklenen Kişisel Gelişim Atölyelerinde Mandala seanslarımla bu felsefeyi, enerjiyi ve çizim tekniğini aktarmaya devam ediyorum.

Halen Anadolu Yakasında 2, Avrupa Yakasında 1 farklı Kişisel Gelişim Atölyesinde Mandala Atölyeleri açmaktayım. Mandalalarımı “Sessiz Ol” isimli yolculuğumda, Kadıköy – Bahariye sokaklarında bulunan bonibonlara çizmeye devam ediyorum. Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında “Çocuklarla Mandala” çiziyorum. Kurumsal firmalara “Stresle baş etme yönetimi” adı altında Mandala Atölyeleri açıyorum.

Hint ve Tibet Felsefesinden etkilendiğinizi belirttiniz. Hint felsefesine göre Mandala nedir, ne anlatır?

Hint kökenli dinlerde metafizik veya sembolik bakımdan meta veya mikro kozmosu gösteren şekillere verilen ad olarak kabul edilir.

Genel olarak mandala, şekilleri belli bir düzene göre boyamaktır. Mandala merkezden başlayarak dışa doğru daireler halinde genişleyen şekillerden oluşur. Genellikle daire veya kare şeklinde olan ve her şeyin mistik merkezini sembolize eden Mandalalar meditasyon nesnesi olarak kullanılabilmektedir. Mandala Sanskritçe çember, daire anlamına gelen bir kelimedir. İçinde geometrik desenlerin bulunduğu bir daire; kötü veya karanlık güçlerin içine giremeyecekleri arınmış bir alanı, daha geniş bir anlamda ise evreni simgeler. Ayrıca Mandala, Hint kökenli dinlerde hayat çemberi anlamına gelir. Merkezi noktası olan alanın doğduğumuz yer olduğuna inanılır. Mandalalar daima gelişebilir ve büyütülebilirdir. Dolayısıyla gelişen, farklılaşan Mandala’ların hayattaki yolumuz olduğunu da düşünebiliriz.

Herkesin kendine has bir yöntem ve ritüeli var. Peki sizin Mandala çizerken özellikle dikkat ettiğiniz alışkanlıklarınız ya da olmayı tercih ettiğiniz bir ortam / mekan var mı? 

Ben başlangıç seviyesinde sakinlik ortamı içerisinde çizim yaptırmayı doğru buluyorum. Zamanla su yolunu buluyor, konsantrasyon artıyor. Aslında Mandala çizimi yapmak için huzur bulduğunuz her ortam uygundur. Doğru enerji akışındaysanız mandala çizerken dış dünya ile ilişkiniz azalıyor. Tüm olumsuzluklara rağmen, gürültülü ortamda, otobüste, vapurda, çok yerde mandala çizmek mümkündür. Örneğin ben günlük yaşamımda her gün gittiğim kalabalık bir çayevinde çizim yapıyorum. Hatta bir defasında yüksek sesle müzik dinlenen, karanlık bir clubda çizim yapmıştım. Konsantrasyon sağlandığında her şey daha kolay..

Peki, bir müzik eşliğinde Mandala çizmek isteyen okuyucularımıza verebileceğiniz öneriler var mıdır?

Genellikle dünya kültüründeki meditasyon müziklerini dinlerken çizim yapıyoruz. Bunların yanı sıra Türk kültüründeki tasavvuf müzikleri ile Hint kökenli mandala’nın birleşimiyle doğan enerji gücüne inandığım için Mercan Dede ve Seda Bağcan dinleyerek çizim yapılmasını tercih ediyorum. Birçok özel mandalamı sevgili Mercan Dede Arkın’a borçlu olduğumu da iletmek isterim.

Mandala çizimine yeni başlayacakların merak ettiği bir diğer soru ise bir mandalanın tamamlanma süresi… İçinde bulunduğumuz düzen, bizi maalesef her şeye başlarken önceden ne kadar zaman ayıracağımızı bilmemiz gerektiğine programlıyor. Mandala öğrenme yolculuğuna çıktığımızda zaman kavramının anlamını yitirdiğini fark ettik. Siz bu konuda mandalaya yeni başlayanları nasıl yönlendiriyorsunuz?

Mandalalar ruhumuzun aynası görevi ile dışavurumlarımızdır. Bu nedenle özellikle başlangıç seviyesindeki çizerlerimizin detaysız ve küçük mandalalar üretmelerini beklerim. Kişinin konsantrasyonunun güçlenmesi, sabır yoluna girmesi ve vakit ayırabilmesi sonucunda bu meditatif eylem zamanla sanatsal bir faaliyete doğru ilerler. Mandala çizimine başlarken zamanda sınırlama, vakitlendirme yapılamaz. Yapılırsa gerçek amacında ilerlenemez. Sınır yoktur. Örneğin benim 27,5*27,5cm olan çalışmalarım ortalama 2 haftada, günde 4er saatten tamamlanıyor.

Mandalanın hayatınızda 7 senelik bir geçmişi olduğunu belirttiniz. Peki sizi ne şekilde etkilediğini, sizde nasıl bir değişim yarattığını bizimle paylaşır mısınız?

Bu meditasyon yöntemi ile “kendim olmayı, anda kalmayı, var olmayı, arınmayı” öğreniyorum. Evrende bulunan varlıklara karşı sabırlı, anlayışlı, sevgi dolu, düzenli bakış açısı ile bakmayı ve iç huzurumu dengelemeyi ve daha da önemlisi yaptığım iş ne olursa olsun tüm konsantrasyonumla hakkını vererek ve saygıyla yapmayı öğreniyorum. Evet 7 yıldır çiziyorum ve hala öğrenmeye devam ediyorum..

Son olarak Mandalaya başlamak isteyen okuyucularımıza yol gösterecek tavsiyelerinizi ve eğer varsa kaynak önerilerinizi alabilir miyiz?

Duygularınıza açılan kapılardan biri olan Mandala sizi kendi hayatınızın derinliklerinde uzun yolculuklara çıkaracak bir araç olacak.  Evrendeki Mandalaların manyetik gücü niyetiniz ne olursa olsun sizi o yöne yönlendirecek.  İç huzuru bulma yolunda karanlık yolda ışığınız olacak. Kendinizi keşfetmenizi sağlayacak. Özetle içinizdeki cevheri farketmenizi sağlayacak.

Kaynaklara gelecek olursak, Türkçe kaynak ne yazık ki çok fazla sayıda yok. Olanlar internet üzerinde satış portallarında mevcuttur. Fakat internetten çok fazla mandala çizimi ve felsefesi hakkında bilgi edinebilirler.

Bu güzel röportaj ve ilham veren hikaye için Aslıhan Aksun’a çok teşekkür ediyor ve “Sessiz Ol” isimli yolculuğuna ait her biri başlı başına bir şaheser ve hikaye olan mandalalarını sizlerle paylaşıyoruz.

(Tüm Fotoğraflar: Taner Atilla Berk)

Bırakmanın Özgürlüğü

Bırakmanın güçsüzlük olduğunu söylerler… Mücadele etmek, direnmek, savaşmak güç göstergesidir çoğunlukla.

Yoganın bana öğrettiği bir şey varsa, bazen “bırakabilmenin” tutunmaktan çok daha erdemli ve güçlü bir şey olduğu gerçeğidir. Vazgeçmenin güçsüzlük olduğu zamanlar ile gerçekten saygıyı hak eden büyük bir güç olduğu zamanlar arasında ince bir çizgi vardır. Bazen tam o çizginin üzerinde durur insan. Bir adım ileri, bir adım geri… Tıpkı ipteki bir cambaz gibi.

Araf diyorum ben buna. Kişinin bu dünyada tecrübe ettiği araf. Kararsızlığın da bir adım ötesi. Nereye gideceğini bilemezsin. Ne yapacağını bilemezsin. Acı çekmekten deli gibi korkarken, aslında acıların en büyüğünü çektiğini fark edemezsin.

Coelho’nun bir sözü vardır: “Kalbine, acı çekme korkusunun, acı çekmenin kendisinden çok daha kötü olduğunu söyle” der. İşte vazgeçmek ve devam etmek arasındaki o ince çizgide, en çok acı çekmekten korkarsın.

Çanakkale kahramanlarından Seyid Onbaşı’nın hikayesini bilirsiniz. Çatışma sırasında topun vinci arızalanınca 275 kg. ağırlığındaki topu kaldırır ve sonuç olarak düşman İngiliz gemisine ağır hasarlar verir. Savaştan bir gün sonra topu omzuna alıp bir resim çektirmesi istenir ve bu defa Onbaşı topu yerinden oynatamaz. “Yine savaş çıksın, yine yaparım” der.

Seyid Onbaşı’ya bunu yaptıran, adrenalindir. Anlık ve hayati meselelerde tüm bedeni ve zihni uyarmak, alarm haline geçirmek ve normalde kaldıramayacağı bir yükü sırtına yüklemek hayat kurtarır. Ama bu uzun süreli ve kronik bir hale gelirse, işte o zaman insan tükenir…

Eğer taşıyamacağınız kadar ağır bir yük varsa sırtınızda, direnmek ve tutunmak değil, bırakıp yürümeyi öğrenmek gerekir.

Mutlu olmadığı bir iş için “istifa edersem başarısız olurum” diyen , aşık olmadığı ilişkiyi “o kadar alıştım ki, onsuz yarım kalırım.” diye anlatan, sevmediği bir hayatın içine kendini mahkum eden insanlar, yalnızca “bırakmayı” öğrenerek kendilerini keşfedebilir ve kabullenilmiş çaresizliklerini, yaşıyor olmaktan aldıkları o saf ve has mutluluk ile değiştirebilirler.

Bırakmak her zaman güçsüzlük değil, herkesin cesaret edemediği bir büyüklüktür.

Size öğretilenleri, toplumsal söylemleri bir kenara bırakın… Size “pes etmek”, “gücü yetmemek”, “başaramamak” olarak öğretilen şey, her zaman öyle değildir. Önemli olan neye tutunmanız ve neyi bırakmanız gerektiğini doğru tespit edebilmektir.

Bunun için küçük adımlarla başlamak gerekir.

Doğduğumuz ilk günden itibaren “tutunmayı” öğrenmiş toplumsal bireyler olarak, “bırakmayı” tecrübe edin. Bunun için yoga yapın. Zihni bırakmak, boşaltmaktan evvel, bedeni bırakmayı bir tanıyın. Gerçekten tüm kasları, tüm gerilimi, tüm bedeni bırakın. Bırakma hissini önce bedende tecrübe etmeden, zihni bırakamazsınız. Sonra zamanla zihni de bırakın. Ve görün. Bırakmak kimi zaman, düşündüğünüzden çok daha iyi gelecek.

Ben, bırakmayı yoga ile öğrendim.

Tutunmaktan yorulmuş bedenimi, karmaşadan karışmış zihnimi boşalttıkça daha derinlerde bir yerlerde var olan mutluluk potansiyelinin bana göz kırpışını gördüm. Bir mucize olmadı, hayır. Ben yeni çıktığım bu yolda, daha çok başlardayım.

Ama bırakmadan, temeli sağlam oluşmamış o binayı yıkmadan, yerine yeni ve tertemiz bir ev inşa edemeyeceğimi biliyorum.

İşte bu yüzden derin bir nefes alıyorum. Yaşamı içime çekiyorum. Ve bırakmak istediklerimin, vermiş olduğum her nefesle beraber serbest kalışlarını izliyorum.

Hayatıma bırakma hissini kattığın için teşekkürler Yoga.

Namaste!

(Görsel: Joel Robison Photography)

 

Merve Onay | Yoga Mag İstanbul

Baharı Yüksek Enerji ile Karşılamaya Hazırlanıyoruz!

“Bahar yorgunluğu” tamlamasını duymuşsunuzdur.

Oysa “bahar” kadar neşe ve umut dolu bir sözcüğün yanına “yorgunluk” hiç mi hiç yakışmıyor.

Bahar yorgunluğu; kış aylarında yavaşlayan metabolizmanın bahar ile birlikte gelen değişime ayak uyduramamasından kaynaklanarak uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk ve hatta depresyona sebep olabilir. Bunun üstesinden gelmenin en güzel yolu ise hem beden hem de zihniniz için YOGA!

Baharı bahar olarak yaşamak, güzel havanın keyfine varmak, doğanın yaşadığı bu muazzam dönüşüm ve heyecana dahil olmak için enerjimizin de her zaman yüksek olması gerekir. İşte bu yüzden sizin için enerjinizi yükseltecek 5 asanadan oluşan detaylı bir dosya hazırladık.

İşte bahara gün saydığımız bu sıralar, yoga rutinlerinizin içinden eksik etmemeniz gereken 5 asana:

1- Kobra Pozu:

kobra

Bedendeki 4 çakrayı aynı zamanda açan kobra pozu, stres, tükenmişlik ve yorgunluk ile başa çıkmak için birebir! Kalbinizi ve akciğerinizi açtığınız bu poz vücut ısınızı arttıracak, Kundalini enerjisini açığa çıkaracak omuz ve karın kaslarınızı eş zamanlı çalıştıracak.

2- Aşağı Bakan Köpek:

aşağı bakan köpek

Sırtınız için muazzam bir esneme ve uzama, boyun için ise tam anlamıyla bir rahatlama, gevşeme pozu. Bu asanada 1-3 dakika arasında kalın ve zihninizin boşaldığını hissedin. Dizlerinizi yere koyup sonrasında bir süre çocuk pozunda kalarak hareketi sonlandırabilir, vücudunuzdaki değişimi izleyebilirsiniz.

3- Omuz Duruşu (Shoulder Stand)

Shoulder Stand

Bu asana ile beraber tüm iç organlarınıza yapmış olduğunuz iyiliği fark edin. Sinir sistemi, sindirim sistemi, endokrin sistemi… Yer çekimine karşı durduğunuz bu asanada tüm sistemleriniz size teşekkür edecek ve gülümseyecek. Tadını çıkarın, ve bedeninize minnetinizi bu asanada gülümseyerek sunun.

4- Ağaç Pozu:

ağaç pozu

İç dengenizi bulmanıza yardımcı, odaklanma ve konsantrasyon gerektiren bu asana bahar ayı yoga rutininizin olmazsa olmazı. Ağaç pozunda dengenizi bulurken elbette titreyebilir, ya da duruşunuzda ufak tefek düzeltmeler yapma ihtiyacı duyabilirsiniz. Tıpkı rüzgarda yaprakları sallanan bir ağaç gibi… Ama köklerinizin sağlam olduğunu unutmayın. Ve her nefeste yeniden dengenizi bulun.

5. Lotus:

lotus

Omurganız boyunca yükselen enerjinin yavaş yavaş tüm çakralarınıza ulaştığını hissetmeye izin verin. Zihninizi boşaltın. Gelip geçen düşünceleri bırakın aksınlar. Siz orada, o anda kalın. Bedeni uzatın… Zihni boşaltın… Nefes alın… Ve bırakın, baharın lotus çiçekleri sizin için, sizin zihninizde açsın.

Namaste!